Vaftiz Konumumuzu Nasıl Değiştirir?

Sadece Sembol Değildir
Vaftiz “sadece” sembolik bir eylem olarak görülebilir; ancak sembolik eylemler son derece güçlüdür. Bu “basit” işaretler, iman topluluğu bağlamında gerçekleştiğinde gerçeği değiştirebilirler. Vaftiz “sadece” bir semboldür, ama sembollerin gücü vardır; onlar konumumuzu dönüştürebilirler.
Bunu sadece başkanlık yeminlerinden veya evlilik törenlerinden değil, Kutsal Kitap’ın öyküsünden de biliyoruz. İyiyle Kötüyü Bilme Ağacı’nın meyvesinde aslında sihirli bir taraf yoktu; meyve özünde ruhsal olarak zehirli değildi. O bir semboldü; Tanrı’ya duyulan güvenin sembolüydü. Ancak o sembol o kadar güçlüydü ki insanlığın mahvına yol açtı. Aynı durum sünnet için de geçerlidir. Sünnet antik dünyada yaygındı; diğer uluslar da çocuklarını sünnet ederdi, ancak onların çocukları Tanrı’nın halkının bir parçası olmazdı. Sünnet, Tanrı’nın antlaşma vaatlerinin yarattığı bağlam içerisinde konumu değiştiren bir eylemdi.
Konum Değiştiren Bir Eylem
Vaftiz sembolik bir eylemdir; ancak konumunuzu değiştiren sembolik bir eylemdir.
Dünyadaki hizmetinin sonunda İsa Mesih, öğrencilerine şöyle dedi: “Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un adıyla vaftiz edin; size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.” (Matta 28:18–20). Bizler Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz ediliriz. Vaftiz bir isimlendirme törenidir. Artık Baba’nın, Oğul’un ve Kutsal Ruh’un adını taşırız. Tanrı ile olan ilişkimiz vaftizle başlamaz, ama vaftiz; bu ilişkinin halka açık hale geldiği andır. Tanrı tarafından evlat ediniliriz.
Ya da vaftizi bir düğün gibi düşünün. Evlilik, bir düğünden daha fazlasıdır; ancak düğün önemlidir. Konumunuzun değiştiğini duyurur. Kendinizi farklı hissetmeyebilirsiniz, ama kimliğiniz tamamen değişmiştir. Daha fazla evlenmiş olmak için evli biri gibi yaşamanız gerekmez. Tam tersi geçerlidir: Evli biri gibi yaşayabilmek için evlenirsiniz. Ne yarı evli ne de yarı bekâr olabilirsiniz; tamamen evlisinizdir. Vaftiz için de durum aynıdır. Vaftiz konumunuzu değiştirir. Daha fazla Hristiyan olmak için Hristiyan gibi yaşamanız gerekmez. Vaftiz, Mesih’te olduğunuzu ilan eder. O’nunla birlikte öldünüz ve O’nunla birlikte dirildiniz.
Evlilik antlaşmasında bizzat Tanrı etkindir. İnsanları evlilikte birbirine bağlayan şeyin verdikleri sözler olduğunu düşünebiliriz. Ancak resmin bütünü daha büyüktür. İsa Mesih şöyle der: “‘Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.’ Şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir. O halde Tanrı'nın birleştirdiğini insan ayırmasın.” (Markos 10:7–9). Onları birleştiren şey sadece kendi seçimleri, hatta cinsel birliktelik bile değildir. Onları antlaşma bağlılıkları aracılığıyla birleştiren Tanrı’dır. Her evlilik gerçekten “göklerde kıyılan bir nikah’’tır Vaftiz antlaşması için de aynı şey geçerlidir. Vaftiz edilen kişilerin, verdikleri sözler veya onlar adına verilen sözler aracılığıyla kilisenin bir parçası oldukları görülebilir. Ancak her biri göklerde kıyılan bir nikahtır. Vaftizin antlaşma kuran eylemi imanla birleştiğinde, Tanrı bizzat bizi Mesih’le ve halkıyla birleştirmektedir.
Daha fazla Hristiyan olmak için Hristiyan gibi yaşamanız gerekmez. Vaftiz, Mesih’te olduğunuzu ilan eder.
Vaftiz ve Komünyon (Rab’bin Sofrası), antlaşmaya dayalı oldukları için gerçeği değiştiren sembolik eylemlerdir. Bir antlaşma bir bakıma sözleşme gibidir; sözler verilir ve taahhütlerde bulunulur. Bu resmi bir eylemdir. Ancak bir antlaşma, söz vermekten veya belirli bir sözleşme türünden daha fazlasıdır. Antlaşmalar, dahil olanların ilişkisini kurar veya değiştirir. Evlilik, bir erkek ve bir kadın arasında yeni bir ilişki türü kuran bir sözleşmedir. Antlaşmaların “ilişkisel sözleşmeler” olduğunu söyleyebiliriz. Vaftiz, Tanrı’nın Hristiyanlarla yaptığı antlaşmayı veya sözleşmeyi beyan ve tasdik eder. İsa Mesih de şarabı “kanımla gerçekleşen yeni antlaşma” olarak tanımlar (Luka 22:20). Vaftiz, antlaşmanın tasdik edildiği; Komünyon ise antlaşmanın yeniden tasdik edildiği eylemdir. Dolayısıyla vaftiz ve Komünyon Tanrı ile bir ilişki yaratmazlar, ama ilişkinin doğasını değiştirirler. Onu antlaşmaya dayalı bir ilişki haline getirirler. Neden vaftiz olmamız gerektiğini sormak, bir çifte neden düğün yapmak istediklerini sormaya benzer.
Mezar ve Rahim
“Vaftiz edilmiş bir yaşam” sürmek şu anlama gelir: Bizler konumu radikal bir şekilde değişmiş insanlarız. Mesih’in olduk. Yeni bir kimliğimiz var. Vaftiz bir isimlendirme törenidir ve bunun sonucunda artık Tanrı’nın çocuklarıyız. Ya da vaftiz bir düğün gibiyse, artık Mesih’in geliniyiz. Bunu başarmak için hiçbir şey yapmadık. Bu yüzden stres, suçluluk, korku, hayal kırıklığı veya umutsuzluk anlarında vaftizime bakıp şöyle derim: “Ben vaftiz edilmiş biriyim ve vaftiz edilmiş bir hayat yaşıyorum.” Aynı durum ayartılma anları için de geçerlidir. Ayartıldığımda vaftizime bakmalı ve “Ben vaftiz edilmiş biriyim ve vaftiz edilmiş bir hayat yaşıyorum” demeliyim. Vaftiz olduktan sonra düşünce yapımızın yeni konumumuza uyum sağlaması gerekir. Artık bu yeni gerçeği yaşamalıyız. Günaha ölmüş ve Mesih ile birlikte yeni bir yaşama dirilmiş kişiler olarak yaşamalıyız. Kendimizi vaftiz edilmiş insanlar olarak görmeliyiz. Romalılar 6. bölümün mesajı budur:
“Öyleyse ne diyelim? Lütuf çoğalsın diye günah işlemeye devam mı edelim? Kesinlikle hayır! Günah karşısında ölmüş olan bizler artık nasıl günah içinde yaşarız? Mesih İsa'ya vaftiz edildiğimizde, hepimizin O'nun ölümüne vaftiz edildiğimizi bilmez misiniz? Baba'nın yüceliği sayesinde Mesih nasıl ölümden dirildiyse, biz de yeni bir yaşam sürmek üzere vaftiz yoluyla O'nunla birlikte ölüme gömüldük.” (Romalılar 6:1–4)
Günah işlemeyi bırakmak için neden mücadele etmelisiniz? Pek çok ruhsal danışmanlık sorusu bu noktaya çıkar ve Pavlus’un yanıtı şudur: Vaftiz edildiniz. Vaftiziniz, eski benliğinizin Mesih ile birlikte öldüğünün ve yeni bir yaşama dirildiğinizin görünür işaretidir. Eskiden günahın gücü ve ölümün egemenliği altında, “Adem’de” olan bir kişiydiniz. Ama şimdi yeni bir hayat sürmek üzere özgür kılınmış, “Mesih’te” olan bir kişisiniz. Siz, yaşayacak yeni bir hayatı olan yeni bir insansınız.
Pavlus bize Hristiyan olmanın düşündüğünüzden daha radikal bir şey olduğunu anlatıyor. Bu sadece yeni bir inanç seti veya fikir değişikliği değildir. Hatta bir bağlılık değişiminden bile daha fazlasıdır. Bu bir ölüm ve yeniden doğuştur! Mesih ile ölürüz ve Mesih ile yeniden doğarız.
Dolayısıyla vaftiz, aynı zamanda eski benliğinizin ölümünü ilan ettiğiniz bir cenaze töreni gibidir. Aslında onu gömersiniz. Suyun altına girdiğinizde olan budur. Sudan çıktığınızda ise yeni benliğinizin, yeniden doğuşunu işaret eden vaftiz töreniniz gerçekleşmiş olur. Kilise ailesinin bir parçası olursunuz. Vaftiz suları hem bir mezar hem de bir rahimdir; eski benliğin gömüldüğü ve yeni benliğin doğduğu yerdir.

Tim Chester (Galler Üniversitesi Doktora) Crosslands'te teolojik çalışmalar direktörü ve manevi gelişim öğretim görevlisidir. 25 yılı aşkın süredir pastoral hizmette bulunmuş olup, aralarında A Meal with Jesus; Reforming Joy ve Michael Reeves ile birlikte yazdığı Why the Reformation Still Matters gibi kırktan fazla kitabın yazarı veya ortak yazarıdır.
Bu makale, Crossway tarafından yayınlanan orijinal İngilizce makaleden izin alınarak çevrilmiştir.
Makalenin orijinali için buraya tıklayınız.

