Makalelere dön
Hristiyanlık

Tanrı Bizi Yargılamakta Adil midir?

Rebecca McLaughlin
14.09.2026
Tanrı Bizi Yargılamakta Adil midir?

Bizler Temelde İyi İnsanlar mıyız?

Harry Potter serisinin başında, Harry’nin teyzesi Petunia ve amcası Vernon ile tanışırız. Harry’nin çocukluğu boyunca ona çok kötü davranırlar. Onu merdiven altındaki bir dolapta yatırırlar. Sürekli ona kötü sözler söyler ve kötü davranışlarda bulunurlar. Onun hiç var olmamasını dilerler. Vernon’un önemli misafirleri geldiğinde, Harry’ye yatak odasında kalmasını, ses çıkarmamasını ve sanki hiç yokmuş gibi davranmasını söyler. Eğer Harry (bir yaşındayken) Voldemort’u yenmemiş olsaydı, Vernon ve Petunia muhtemelen ölmüş olurlardı. Voldemort dünyayı ele geçirmiş olurdu ve takipçileri, sırf eğlence olsun diye Dursleyler gibi Muggleları öldürürlerdi. Ancak Vernon ve Petunia, Harry’nin evlerinde kalmasına izin vererek ona inanılmaz derecede büyük bir iyilik yaptıklarını düşünürler. Kötü insanlar olduklarını düşünmezler. Hatta, kendilerini gerçekten çok iyi insanlar olarak görürler.

Çoğumuz, temelde iyi birer insan olduğumuzu düşünmekten hoşlanırız. Mükemmel olmadığımızı biliriz. Bazen kötü şeyler yaparız. Ama içten içe, kendimizi oldukça iyi insanlar olarak görürüz. Haberlerde duyduğumuz ya da tarih kitaplarında okuduğumuz katiller gibi değiliz. Bu yüzden, bir gün Tanrı tarafından yargılanabileceğimiz düşüncesi bize adil gelmez. Peki ya içten içe aslında iyi insanlar değilsek?

Hani çizgi roman okurken birinin başının üzerinde, o karakterin düşüncelerini gösteren bulut şeklindeki konuşma balonları olur ya, bir an için gerçek hayatta da başımızın üzerinde o balonlardan olduğunu hayal edin. Tüm düşüncelerimizin her an oraya yansıyacağını ve herkesin bunları okuyabileceğini hayal edin. İnsanlar sizin hakkınızda ne düşünür?

Şu andan başlayarak yarın bu saate kadar için bir deney yapın. Ne düşündüğünüze dikkat edin ve diğer insanların düşüncelerinizi görebildiğini hayal edin. Korkutucu, değil mi? Eğer bu bana olsaydı, tüm ilişkilerim mahvolurdu, gerçekten sevdiğim insanlarla olanları bile! Tabii ki tüm düşüncelerim kötü değil. Ama çoğu öyle. İyi bir şey yaparken bile, her zaman aralarına karışmış bazı berbat düşüncelerim oluyor. Ve mesele şu: Kutsal Kitap bize Tanrı’nın düşüncelerimizi görebildiğini söylüyor. Diğer insanların gözünde çok iyi görünsek bile, O’nun içimizi görebilen bir röntgen görüşü varmış gibi. Ve Tanrı’nın standartları gerçekten çok yüksek.

“The Good Place” dizisinde, yalnızca gerçekten iyi bir hayat sürmüş insanlar cennete girmek için yeterli puana sahip oluyor. Ancak İsa Mesih çıtayı daha da yükseğe koyuyor. Örneğin, birini öldürmenin Tanrı’nın yargısını hak edecek kadar kötü bir şey olduğunu düşünebiliriz. Oysa İsa Mesih, bir başkasına öfkelenen herkesin Tanrı’nın yargısını hak ettiğini söylüyor (Matta 5:21–22). İlk başta bu kulağa çılgınca geliyor. Birini öldürmeyi aklımızın ucundan bile geçirmeyiz! Ama düşünürseniz, tam tersine çoğumuz için birini öldürmek hayatımızı daha iyi hale getirmez. Peki ya birini öldürmenin hayatımızı daha iyi hale getireceği bir durumda olsaydık?

Tarih boyunca, istedikleri bir şeye sahip olmak için ya da çevrelerindeki insanların baskısı nedeniyle cinayet işleyen insanların pek çok örneği vardır. Hitler’in gerçekten kötü bir insan olduğunu muhtemelen biliyorsunuzdur. Öyleydi de. Ancak Nazi Almanyası hakkında bilgi edindiğinizde, görünüşte normal olan ve muhtemelen ailelerine ve arkadaşlarına karşı nazik davranan binlerce insanın, altı milyon Yahudi’nin katledilmesine katılmaya istekli olduğunu göreceksiniz. Nazilerin çoğu kendilerini kötü insanlar olarak görmüyordu. Kendilerini vatansever olarak görüyorlardı.

Köleliğin yanlış olduğunu bildiğinize eminim. Ancak Amerika’daki kölelik tarihini incelerseniz, binlerce beyaz Amerikalının siyah insanları köle olarak tutmaya istekli olduğunu ve birçoğunun, kendilerini kötü insanlar olarak görmeden kölelerine dayak atıp kötü muamele etmeye hazır olduğunu göreceksiniz. Çünkü etraflarındaki herkes böyle yapıyordu. Ülkemde (İngiltere) kişisel olarak köle sahibi olan çok az kişi vardı, ancak pek çok kişi köleleştirilmiş Afrikalıları satarak büyük paralar kazandı.

Muhtemelen Nazi Almanyası’nda ya da köleliğin hüküm sürdüğü dönemdeki İngiltere veya Amerika’da olsaydık, farklı davranırdık diye düşünürüz. Ancak bizi kendimizden daha iyi tanıyan İsa Mesih böyle düşünmüyor. İncil’deki öğretilerini okursanız (örneğin, Matta 5:21–48), Tanrı’nın standartlarına ulaşamadığınızı, hatta yaklaşamadığınızı göreceksiniz. The Good Place dizisindeki Eleanor gibi, cennet diye bir yer varsa oraya layık olmadığımızı anlamamız gerekir.

Kutsal Kitap’ta, Tanrı’nın kusursuz bir şekilde iyi ve kutsal olduğu ve benim gibi, senin gibi günahkâr insanların O’nun bulunduğu yerde bulunamayacağı söylenir (örneğin, Yeşaya 6:1–5). Bu, bir odada ışığı açtığında karanlığın hiçbir şekilde kalamamasına benziyor.

Umut Var mı?

Bizim gibi insanlar için ne gibi bir umut var? Sadece daha iyi olmaya mı çalışmalıyız? Yoksa bir şekilde Tanrı’dan saklanmaya mı çalışmalıyız? Ya da İsa Mesih’in standartları bizi kötü hissettirdiği için Tanrı’nın var olmadığını mı var saymalıyız?

“Harry Potter ve Ölüm Yadigarları’’nda Harry, Voldemort’un ruhunun bir parçasının kendi içinde saklı olduğunu fark eder. Voldemort’un ölmesinin tek yolu, Harry’nin de ölmesidir. Voldemort’un kötülüğü, başka hiçbir şekilde Harry’nin içinden çıkarılamaz. Kutsal Kitap bize, tıpkı Voldemort’un ruhunun bir parçasının Harry’nin içinde bulunduğu gibi, günahın bizlerin içine yerleşmiş olduğunu söyler. Günahın cezası ölümdür: Günahı ortadan kaldırmanın başka bir yolu yoktur. Ancak Kutsal Kitap’ın muhteşem mesajı şudur: Eğer İsa Mesih'e iman edersek, O’nun çarmıhtaki ölümü bizim ölümümüz olur. Pavlus bunu şöyle ifade eder: “Artık günaha kölelik etmeyelim diye, günahlı varlığımızın ortadan kaldırılması için eski yaradılışımızın Mesih'le birlikte çarmıha gerildiğini biliriz.” (Romalılar 6:6). Ancak İsa Mesih'e güvenirsek, O’nun yaşamına da ortak oluruz. İşte bu sayede İsa Mesih, Marta’ya şu harika sözleri söyleyebildi: “Diriliş ve yaşam Ben'im. Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır. Yaşayan ve bana iman eden asla ölmeyecek.’’ (Yuhanna 11:25–26).

Marta, sonsuz ve sevinç dolu bir yaşamı hak etmemişti; biz de etmiyoruz. Ancak İsa Mesih, kendisine iman eden herkesin tam da buna sahip olacağını vaat ediyor. O bizim yerimize öldü. Cezayı üstlendi. Bedelini ödedi. O, şimdiye kadar yaşamış tek gerçek iyi insandı. Ancak O, kendisine iman eden herkesin günahlarını üstlendi; böylece bizler, sonsuza dek Tanrı’nın yargısı altında acı çekerek ölmek yerine, sonsuza dek Tanrı’nın sevgisinin tadını çıkararak yaşayabilelim.

Keşke bunu açıklamak için size bir hikâye anlatabilseydim. Ama insanlar, iyi karakterlerin kötü karakterler uğruna öldüğü hikâyeler yazmazlar. Yine de bunun, Lily Potter’ın Harry’yi, Lord Voldemort’tan korumak için kendini onun önüne atmasına biraz benzediğini söyleyebilirim. Ve gerçekten de biraz öyle, çünkü onun fedakarlığı Harry’nin hayatını kurtardı. Ama Tanrı, Lord Voldemort gibi değildir ve biz de masum bir bebek gibi değiliz. Bu daha çok, Dumbledore’un Tom Riddle’ı kurtarmak için ölmesine benzerdi.

Bunun, Elsa’yı ölümden kurtarmak için Anna’nın, Elsa ile Hans’ın arasına atladığı anla biraz daha benzer olduğunu söyleyebilirim. Ve gerçekten de biraz öyle, çünkü Anna —İsa Mesih gibi— gelen darbeyi üstlendi ve sevgisinin gücü sayesinde yeniden hayata döndü. Ama aslında, İsa Mesih’in bizim için ölmesi, daha çok Anna’nın Hans için kendini feda etmesine benzerdi.

Bunu biraz, Titanic filminde Jack’in Rose için canını feda etmeye karar verdiği ve onu çok sevdiği için suda donarak öldüğü ana benzetebilirim. Ve gerçekten de biraz öyle, çünkü İsa Mesih bizi delicesine seviyor. Ama bu daha çok, Jack’in, Rose’un kötü kalpli nişanlısı uğruna ölmesine benzerdi.

Eğer İsa Mesih’e  iman edersek, O’nun yaşamını paylaşma imkânına da kavuşuruz.

Pavlus, çarmıhın tuhaflığını şöyle açıklar: ‘’Bir kimse doğru insan için güç ölür, ama iyi insan için belki biri ölmeyi göze alabilir. Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.’’ (Romalılar 5:7-8).

Eğer Tanrı bize hayatı, nefes almayı ve sahip olduğumuz her şeyi veren ise —hatta Oğlu’nu bizim uğrumuza ölmesi için gönderdiyse— ve biz O’nun var olmadığını varsayarak yaşarsak, Dursleyler’den bile daha kötüyüz demektir. Ebeveynleri tarafından sevilen, bakılan ve her şeye sahip olan; ama ebeveynleri yokmuş gibi davranan çocuklar gibi oluruz. Eğer bir gün, yıllarca sevgiyle ve sabırla ilişki kurmaya çalışmalarının ardından, ebeveynlerimiz, "Artık gitme zamanın geldi" deselerdi, haksız olduklarını düşünmezdik. Bunu hak ettiğimizi düşünürdük.

İsa Mesih, bir oğulun babasına tam da bu şekilde davrandığı bir hikâye anlattı: Oğul, babasının parasını alıp evden ayrıldı ve tüm parayı eğlenmek için harcadı. Parası bittiğinde, ne kadar aptalca davrandığını ve ne kadar mutsuz olduğunu fark etti. Babasının kendisini bir oğul olarak geri kabul etmeyeceğini düşündü, belki kendisini bir hizmetçi olarak kabul edeceğini umdu. Ancak babasının evini görebileceği mesafeye geldiğinde, babası ona doğru koşarak evden çıktı, oğlunu kollarının arasına aldı ve onu öptü. Hatta oğlunun dönüşünü kutlamak için büyük bir şölen düzenledi (Luka 15:11–32). İsa Mesih, Tanrı’nın bizi işte böyle sevdiğini söyler. O, bizi geri kabul etmeye sadece istekli değil; O bunu canla başla arzuluyor, sokağa koşuyor, bize sıkıca sarılıyor ve eve hoş geldin demek için bir şölen düzenliyor. Ancak İsa Mesih, öğretileri boyunca bir gün bunun için artık geç olacağını da çok net bir şekilde belirtiyor (örneğin, Matta 25:1–13, Luka 16:19–31). Kapı kapanacak. Pencereler kapanacak. Artık eve dönmenin hiçbir yolu kalmayacak.

Bir Seçim

Hepimizin İsa Mesih'e güvenme şansı vardır. Ne yapmış olursak olalım, ne düşünmüş olursak olalım, nasıl yaşamış olursak olalım. İsa Mesih'e yakarırsak O bizi kollarını açarak karşılayacaktır. Hatta, İsa Mesih çarmıhta asılıyken bile, idam edilen bir suçlu cezasını hak ettiğini kabul etti ve ardından şöyle dedi: “Ey İsa, kendi egemenliğine girdiğinde beni an.’’ (Luka 23:42). İsa Mesih de şöyle cevap verdi: “...sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın.” (Luka 23:43). Bu adam, iyi bir hayat yaşamadığını biliyordu. Eğer iyi bir yer varsa, orayı hak etmiyordu. Ancak gerçek şudur ki “İyi Yer''de İsa Kral’dır ve O’na güvenen herkes hoş karşılanır. Tek yapmamız gereken, O’na ihtiyacımız olduğunu kabul etmek, Tanrı’yı ve başkalarını sevmekte başarısız olduğumuz için üzgün olduğumuzu dile getirmek ve İsa Mesih'in bizim için öldüğüne güvenmektir.

İsa Mesih'e geldiğimizde iki şeyi anlıyoruz: (1) sandığımızdan çok daha günahkârız ve (2) hayal ettiğimizden çok daha fazla seviliyoruz. Şimdiye kadar yaşamış tek gerçek iyi insan, sizin hakkınızda her şeyi biliyor. O,düşüncelerinizi okuyabilir ve sizi yargılama hakkına sahiptir. Ancak sizi o kadar çok seviyor ki, sizin için ölmeye ve bu yargıyı kendi üzerine almaya razı oldu. Belki tüm bunlar size rahatsız edici gelebilir.

Belki de Hristiyanlığı inceledikçe bu size hâlâ Harry’nin, Sirius Black’i haksız yere suçlandığını fark etmesinden önceki hali gibi geliyordur. Ya da belki İsa Mesih'e ilgi duymaya başladınız ama hâlâ sorularınız var. Eğer durumunuz buysa, soru sormaya devam etmenizde bir sakınca yok. Ben uzun zamandır Hristiyanım ve hâlâ sorular soruyorum. Ancak sadece Hristiyanlık hakkında değil, ateizm de dahil olmak üzere diğer inançlar hakkında da zorlu sorular sorduğumdan emin oluyorum. Bunu her yaptığımda, Hristiyanlığın —bazen kulağa ne kadar çılgınca gelse de— aslında en inandırıcı inanç olduğunu görüyorum.


3075

Rebecca McLaughlin (Cambridge Üniversitesi Doktora derecesi), Christianity Today tarafından 2020 Yılının En Güzel Ortodoks Kitabı seçilen "Hristiyanlıkla Yüzleşmek" kitabının yazarıdır. Daha sonraki çalışmaları arasında "Her Gencin Hristiyanlık Hakkında Sorması (ve Cevaplaması) Gereken 10 Soru", "Seküler İnanç Bildirgesi" ve "Kadınların Gözünden İsa Mesih" yer almaktadır. Rebecca, "Hristiyanlıkla Yüzleşmek" podcastinin sunucusudur.


Bu makale, Crossway tarafından yayınlanan orijinal İngilizce makaleden izin alınarak çevrilmiştir.

Makalenin orijinali için buraya tıklayınız.